17 Ekim 2009 Cumartesi

AGRİPPİNE

Kuaförde beklerken vakit nakittir deyip dergileri karşılaştırırken bir moda dergisi çizgi film karakterleri ve onların giyim tarzları ile ilgili bir konu hazırlamıştı. Snoppy, Tenten, Safinaz tamam bunları çok iyi hatırlıyorum da peki agresif ve umursamaz AGRİPPİNEyi neden hatırlamıyorum? Hem de oluşturdukları kıyafet tarzı benle oldukça örtüşürken :s
takibimdesin kızım!
Bir de İstanbuldayken bir arkadaşımın keşfi JOE SATRİANİnin eşsiz gitarı eşliğinde resim yaptım bugün. Kulaklarımın pası silindi. Özellikle Professor Satchafunkilus And The Musterion Of Rock (2008) albümünü oldukça beğendim. Eh belim sanırım ortadan ikiye ayrılcak şekilsiz şemalsiz blog yazmaktan. Dinlenme vakti!

16 Ekim 2009 Cuma

ENTROPİ



Yukarıda görmüş olduğunuz kitapla bugünlerde baya haşır neşirim. Başlık yazısıda kelime dağarcığıma kattığı yeni kelime. Kitaba göre ya da çevirmene göre mi demeliydim bilmiyorum ama anlamı: MEVCUT ENERJİNİN AZALMASI. Yaptığım araştırmalarda ise EVRENDEKİ DÜZENSİZLİK EĞİLİMİ, MİNUMUM ENERJİ+ MAXİMUM DÜZENSİZLİK PRENSİBİ demek. Heriki tarafcada şuaralar olmasını ve süreğenleşmesinden korktuğum entropiden dolayı hemen çevremde düzenlemelere giriştim. Önce kuzen YEL'in RİZE-PAZAR daki düğününden azbuçuk bahsedeyim sonrası girişimlerimi bir bir sıralayacağım! He bir de kitap bitince yorumumu eklerim. Arasındaki ayıraç da erzurumdan edindiğim bahsi geçen zimmetimdir.




Uyur uyanık bir gecenin ardından bölgemden 4.5 saat sürmesini umduğum ama işkenceye dönüşen 7 saat yolculuğa çrş günü çıktım. Önce Artvine bağlı Şavşat'da firma araç değişikliği yaptı. Bu fotoyu orda çektim. Sırtıma attım sabrımı ve hayallerimi yola koyuldum. Şavşatın da bulunduğum bölgenin merkezi olmasını hayal ettim. Çünkü doğa yapısı güzel ve ovalarında eminim bisiklet sürmek, uçurtma uçurmak, kareli örtüler üzerinde sepetten çıkarılan köy yumurtaları ve taş fırın ekmeği eşliğinde kahvaltı yapmak çok zevkli olur. Ayrıca önünden geçtiğim ve bir gün gitmeyi umduğum LAŞET BALIK RESTAURANT ve BUNGALOV EVLER çok cazip görünüyordu. Gel gelelim yolcuğa... Tam bir köy minübüsü gibiydi. Bir kere otobüsün içi ıslak kalmış çamaşır hatta kokuşmuş çorap gibi kokuyordu. Tam burnum kokuya alışıyor, pat mola veriyoruz inip soluklanayayım diyorum tekrar yerime yerleştiğimde kabus geri dönüyor. Çekinik nefes almalar, kolanya ve parfümüme mahkum olmalar... Bir de 'ben fasülye alıcaktım' diyene, el atıp 'abi şu poşeti şurda bırakıver' diyene, yoldan geçene selam verene, her benzin istasyonunda da durulmazki be canım? Siz hiç bisküvi çay dağıtılmayan ama hurma meyvesi dağıtılan bir yolculuk yaptınız mı? ben yaptım! puf! Neyse sonrasında aç, harap bitap sevdiklerime kavuştum. Ayder'de muhlama ve laz böreği keyfini kaçırdım haliyle. Polyana oldum ve 2006da gittiğim bir haftalık KDRKnın dağcılık şenliğinde yaptıklarımla avunarak düğün ekibine katıldım. Düğündede tulum eşliğinde horon teperek ve danışıklı dövüş de olsa gelin çiçeğini kaparak kısa günün karı deyip Rize gezimi de tamamladım.



Bunlar da Rize hatıralarım. Mor şalım KDRK şenlikten...




NON ENTROPİ ÇALIŞMASI 1: İKEA dan alınmış bir dolapla burda böbürlenmek isterdim ama burdan 3 yıl sonra gittiğimde yanımda hiçbirşey götürmek istemediğim ve ardımda da üzülcek birşey bırakmak istemediğim için sıradan bir sebzeliğimi smile stikerları ile süsleyip biraz da olsun gülümsemek!



NON ENTROPİ ÇALIŞMASI 2: Tıransparan ve fosforlu aydede, yıldızlar ve kalplerimle gecelerimi aydınlatmak







NON ENTROPİ ÇALIŞMASI 3: resim yapmak



Bu resmi kadıköyden özellikle odamın duvarına asmak için almıştım. Tabii resmini de yapmak istedim ama sonra yemedi:) Kalem tutup çiziktirmeyeli yıllar oldu. En son hatırladığım klupten bir abimizin doğum günü için spor kaya tırmanışı yapan bir adamın resmini çizip t-shirt baskısını yaptırmak için resim yaptığımdı.. Höh! Enaz 2 yıl olmuş. :(((



Bunu da İstanbul'da GRAND BAZAAR dan yani kapalı çarşıdan almış olduğum bi t-shirt baskısı. Bunu çizeyim dedim ama gene yemedi...


Vee... Sonunda yedi:) İnternetten bulduğum http://www.duvarsticker.com/ adresinden hem dahice bulduğum hem de kopyaladığım istanbul sliüetini çizdim. Bu gördüğünüz eller kalem tutmayalı Cin ali çizmeyi bile unutmuş:( Anca bukadar bişiler yaptım... Ayrıca evim olsun alıcam bu stikerlardan beşer onar evimin duvarlarına:)

6 Ekim 2009 Salı

SEHER VAKTİNDE YENİDEN SOLUYABİLMEK


H.sonunu cimcimem ile Erzurum'da eğlencenin doruklarında geçirince bana bir süre yetecek iç huzur ile yeniden yuvadayım. İşte atraksiyonlarım;
  • Eski dağdaş'da ünv arkadaşlarımla kahvaltı yapmak ve tabii ki dedikodunun belini kırmak
  • Arkidişimin mide fesatı geçirmesine sebep olacak kadar meşhur CAĞ KEBABI ndan yemek... KADAYIF SARMA yı da başka bir zamana ertelemek.
  • Erzurum evlerini birkez daha ziyaret etmek






kırklama şeker ile çay içmek tam bir işkence...



ne işe yaradığını çözemediğim zımbırtı

odamı süsleme fikri şahane!




  • Atatürk üniversitesinde LANGIRT, HAVA HOKEYİ ve BOWLİNG turnuvaları



  • Üniversite bahçesinde çimlere serilerek öğrenci olmak istemek
  • ÇAĞAN IRMAK'ın merakla gittiğimiz yönetmenliğini konuşturduğu ve ummadığımız bir sonla biten, psikolojik yoğunluklu KARANLIKTAKİLER filmini seyretmek
  • OLTU TAŞInı almasak da eve hatıra götürecek alışveriş
Kalemlik ve notluk yeni cicilerim. Tabii yeni bir kitap ayıracım da var ama o iş yerim de kalmış. Turuncu ayıraç ortaokul yıllarında kuzenlerle ürettiğimiz ve satışa sunmayı planladığımız hayal ürünümüz. Kız kulesi resimli ayıraç da bir arkadaşımın nikahı sonrası gittiğimiz kız kulesinden hatıra.
  • Bir de çocukluğumun içeçiği CAPRİ-SUN ı bulup içmenin zevk_i sefasını sürmek:))









28 Eylül 2009 Pazartesi

DUYGUSAL PATLAMA...

Dayanamadım! Yazmalıyım ve yazmalıyım... Duygu patlaması yaşıyorummm sanırımmmmmm :s Öncelikle derdi tek özel hayatını mutlu kılmak, bunun için dostunu bile göz kırpmadan hiçe saymak olmayan (bilen bilir!), hayatı hayat gibi yaşamak için son zerresine kadar mutluluğun sırrını araştırmayı felsefe edinmiş orjinal insanlar, sizleri seviyorum!! Bir cümlede bir sürü dostumu ve dostluğumu haketmeyenleri geçirdim ama napalım isyanım var huleyn!!! Buarada http://www.radyobeyoğlu.com daki DJ.TEO uyu tanıma şerefine nail olmuşum:)) Bir de güzellik dolu iltifatlar yağdıran, "içinden geçen yollar denizler nehirlerle meşgul...." cümlesini benimsemiş zat-ı muhteremin de gari içinden gerçekten geçiyorsa deniziyle meşgul olmasını isteyenzi!!!! Off aslında artık yatma vakti... 2 aydır çok olan 3 adet nöbetinden birini tutacak olmaktan dolayı! :)))

VE İLK KAR TANESİ PENCEREMDE..

Bütün h.sonunu evde kös kös geçirirken doğa bir süpriz yaptı... Aslında beklendik ama erken gerçekleşen KAR YAĞMASI! Ya nezaman yaz elveda dedi ve ben vedalaştım da kış kapıma dayandı? Hiç hazır değilim halbuki ben kardan adam yapmaya, dolaptan montu çıkarmaya, eldiven bereye bürünmeye:( Aslında alışmam gerek gari bu yaşama... Yaz'ın artık yazılarımda kalacağına, kısa kollu t-shirtlerimin dolap süsü olacağına :.( Karlar düşer, düşer düşer ağlarım... En vahimi de eylül de hava böyleyse asıl aralık, ocak, şubatta nasıl olacağı? Artık evime çadır kurar bir zamanlar zevk için yaptığım Alpin tırmanışların zevkli yanlarını hayal eder dururum... Herkeslere haber salayım bari, kardan dolayı benden haber alamazlarsa NASUH'u arasınlar:p AKUT , yetiş bacım:) Ya da TDF den pek saygı değer arama-kurtarma eğitimi almış dağdaşlarım var ya! AA! :P Ee hava böyle olunca tabi ben deniz gezenti tutuştum.. Bu şehre hapsolmadan önce çevre iller gezisine çıkılmalı deyip bu h.sonu, peşimi bırakmayan aksilikleri atlatıp, Erzurum'un yolunu tutacağım... Bir de artık geceleri yatarken bugün kendim için ne yaptım sorusuna koskocaman bir hiç cevabını vermekten usandım! İlginçtir ki geçen bu sorunun sonunda kendime bir dikiş makinesi, puzzle, yağlı boya malzemeleri almaya karar verdim. Dikiş makinesiyle de çoban postu dikerim artık kendime:) Bir de değinmeden geçemicem, kendim için birşey yapmadım ama insanlık için birşey yaptım bugün! Kamyonet kasası çarpmış bir bayana müdahale ettim... Olayı anlatayım hemen! Ben deniz ve Kübülüs mesai çıkışı evimizin yolunu tutmuşken karşımıza çıkan bir kalabalıktan seslenen ' Bayanlar! Siz sağlık görevlisisiniz bir bakarmısınız?' çığlığıyla ve içimizden 'ulen bu adam bizi nerden tanıyor? Bukadar mı küçük bu memleket?' düşüncesiyle yerde yatan bayanın yanına koşturduk... Aslında ex-xl olsaydı bizim anımızı hatırlatıp 'ilkyardım yaptım. Peki naptın? doktora gitmesini söyledim:P'i geyik yapardı ki nitekim ben yaptım da... Ama birşeyler yaptım(yapdık)!!... Nabız, solunum, bilinç, refleks,kanama kontrolü... Çevreyi organize etme ee bir de bizim ne olduğumuzu bilmeyen ATT tarafından boyunluk takılması yönünde uyardığım için paylanma:) Bukadarus... Gene de endorphine salgıladık bilgilerimiz anında hayata geçirmekten! Uyhh... Çenem düştü daa... Az yeter! Bunun sebebi de bugün mide sefası ve ortam çoşması yaşadığım bir ortam da bulunmuş olmaktan dolayı sanırsam :s haydi.... Bana müsade!

23 Eylül 2009 Çarşamba

büyüdük de noldu?



Bugün ev arkadaşımla uzun uzun konuştuk küçük şehirde yaşamanın getirileri ve götürüleri üzerine, yaşanmış yaşanacak ya da yaşanan ilişkilere dair bir de... Sanırım pişmanlıklar yaşadım yine! Geçmişimi geçirdim süzgecimden ve bir yerde takıldım. Büyümek istemedim. Elimde bir kumanda olsun zamanı ileri geri düğmeleriyle oynatayım ya da mutlu olduğum bir anda dondurup kalayım istedim. Söz hiç müdahale etmeden hem de... Mesela bir gün büyükbabamın yapacağını hep hayal ettiğim, çocukken uçuramadığım uçurtmamı uçurmak istedim. Özgürce... Hayallerim rüzgarda savrulsun, çıplak ayaklarım ıslak kumlara koşarken gömülsün istedim. Sonra uçurtmanın ipine takılıp dağları bayırları aşayım istedim... Çok mu şey istedim? Dün bir şarkı dinledim bir de... OGÜN SANLISOY-BÜYÜDÜK ANİDEN. Cidden büyüdük de noldu? Umutları kuruttuk... Küçüldü dünyamız...
P.S: Ex-xl ı yad ettim dün itibariyle...

21 Eylül 2009 Pazartesi

tatil:) tatil:s tatil:(

ohh!! sonunda kavuştuk! 3 gündür bayram nedeniyle kös kös evde oturmaktan dolayı şuraya iki bişi karalayayım dedikçe... hade bağalımmm! bloguma nedeni belirsiz nedenlerle ulaşılamıyor :(( sonunda hırs ettim ve teknoloji ile parazitlerine açtığım savaşı kazandım=) ivit... bayram nasıl geçiyor mağlum... annemin gözlerini yaşartacak derecede ev hanımlığına oynayarak ve bol bol nette sörf yapıp, kaçırılmış ES-ES bölümlerini izleyip bir de arşivde beni bekleyen filmleri seyrederek... aslında buraya asıl yazmak istediklerim bugünüm ve yarınım değil yaklaşık 2 hafta önceki geçmişim... tek kelimeyle süperdi! fethiyede bol bol güneşin ve denizin keyfini çıkarma( bi kaç gün hava hüzünlü yüzünü gösterse ve yamaç paraşütü hevesim kursağımda kalsa da...), horse riding, kanyoning, scuba diving, jeep safari aktiviteleriyle ve yeni, sımsıcak insanlarla muazzamdı! Aşağıda da görmüş ve görecek olacaklarınız günün anıları...


Buarada bütün bunları yapmamı sağlayan organizasyon işte=>http://haydikampa.com/


















12 adalar turunda yassıca koyundayken...





kelebekler vadisi ve konaklama yerleri...





tekne keyfi....


















şipşak ben:)






horse ridingde yıldız atımla...






scuba divingde 7mt derinlerde...




saklı kentte kendini sevdiren alkolik balık...